Sponsor Ol Kurtul…

Ahmet Gülçağ

Ahmet Gülçağ

Sponsor Ol Kurtul...

Son 5 yıldır İZMİR’deki şirketler “kurumsal sosyal sorumlulukları” gereği farklıda olsa sponsorluk faaliyetlerinde bulunmakta.

Bu süreç iş görenler, işverenler ve toplum için ne kadar faydalı?

Acaba şirketler sosyal sorumluluklarını farklı gerçekleştiremezler mi? Sosyal Sorumluluk kavramının içini boşaltmak ve işimize göre yapmak Türkiye’mizin önemli sorunlarından biri.

Son günlerde içi tamamen boşaltılmış “kurumsal sosyal sorumluluk” kavramı mevcut.

Gün gelmiyor ki bir şirket, vakıf, dernek vs bir sivil toplum kuruluşuna “sosyal sorumluluk gereği” sponsorluk yapmasın; iş dünyasını bir araya getiren bir konferansta “sosyal sorumluluk” konulu bir oturum düzenlenmesin veya bir şirket /vakıf/dernek yetkilisi sahneye çıkıp sosyal sorumluluğumuz çerçevesinde “bilmem ne” projesine destek verdik, bu kadar zaman aldı. Can suyu verdik diyerek medyanın dikkatini çekmeye çalışarak halkla ilişkiler ve itibar yönetimi yapmaya çalışırken iş göreninin ayağında çelik ayakkabısı yok. İş güvenliği hak getire.

Kurumsal Sosyal Sorumluk 1940-1950 yıllarında başladı. Türkiye’de özellikle 17 Ağustos depremi sonrasında, “gönüllülük” kavramı ile gelişti. Şirketlerin toplum için bir çaba göstermeleri gerçekten hoş bir davranış.

Bu çabalar ne kadar kaliteli ve verimli bir süreci öngörüyor? STK’ların kasalarına nakit yardımı yapmak mı doğru, yoksa uzmanlaştıkları konular çerçevesinde yardımlarına başvurmak, destek almak mı önemli? Veya sadece medyanın değil de sosyal paydaşlarının da dikkatini çekerek onları da proje süreçlerine katmak mı önemli? Bence, konuyu şirketlerin yapmadıkları çerçevesinde değerlendirmek faydalı olacaktır.

Sizce günümüzde birçok şirket vergilerini tam olarak ödemezken ve ÇEVRE yasalarını uygulamazken, iş yerlerinde mobbing uygularken, cinsel tacizlere başlanıldı ise, yukarıdaki “sosyal sorumluluk” örneklerinin hayata geçmesi ne kadar ANLAMLI ? Ne kadar ETİK ? Ne kadar AHLAKLI ? İş görenleri ile yapılan toplu iş sözleşmelerinde sinekten yağ çıkarmak için uğraşılırken,100-200 lirayı iş görene çok gören zihniyetin Kurumsal Sosyal Sorumluluk adına bir STK’ya sponsorluk yapması ne kadar doğru? Yada kapalı kapılar ardında genel müdür ile sendika başkanının birbirlerine sponsor olmaları.

Bir yandan doğayı yok edecek bir ürün elde edeceksin bir yandan ise Çiçek resimleri ile sosyal paydaşı kandıracak, yamaç paraşütüne markanızı konumlandırıp PR yapacaksınız, öğrenci okutuyoruz, kütüphanemiz var diyecek itibarı yöneteceksiniz.

Tüm şirketlerin yaptıkları kötüdür ve şirketler hayırseverlik faaliyetlerinde bulunmasın demiyorum tabiki de “Kurumsal sosyal sorumluluk”’ SADECE hayırseverliği ve sponsorluğu içeren bir kavram değildir.

Çok paydaşlı iş stratejisi’dir.

Kurumsal sosyal sorumluluğu hayırseverlik boyutundan çıkararak şirket dinamikleri ile toplum dinamiklerinin kalkınma için beraberce çalışmasını sağlayacak yeni olgular bulunmalıdır.
Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri bir gerekliliktir.

Sosyal paydaşların belirlenmesi, şirket operasyonlarında etkilenecek kitlelerin belirlenmesinde ve yeni çözümlerin ortaya konmasında başvurulacak kaynakların ortaya çıkarılmasında önemli rol oynayacaktır.

Sponsorluk kavramında alıcı ve verici kuruluşların etik değerler çerçevesinde hareket etmesi ve finansal desteğin şeffaf ve hesap verebilirlik ilkeleri doğrultusunda denetlenmesi, projenin kalitesini ve sorumlulukları arttıracaktır.

Projelere verilen desteğin denetlenmesi şirketlerin başlıca sorumlulukları arasında olmalıdır.

O zaman, kurumsal sosyal sorumluluk gerçekleşebilecek ve tüm sosyal paydaşlar için istenilen kaliteye ulaşılacaktır.

Sevgiyle paylaştım.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.