CUMHURİYET’E NE GEREK VARDI…

CUMHURİYET’E NE GEREK VARDI…

 

     Cumhuriyete ne gerek vardı ki?

     Cumhuriyet olmasaydı eğer ülkemiz şimdi ne güzel şeriat ile yönetiliyor, her şey gül gülistan yaşıyor olacaktık.

     Refahımız yüksek barış huzur kardeşlik duygusu ile adil bir Hilafet sistemiyle yönetiliyor, bütün dünyanın kıskandığı örnek bir ülke olarak yıldız gibi parlıyor olacaktık. Ayyaşın biri çıktı bu Cumhuriyeti başımıza bela etti… Töbe Töbeee.

          Bu Söylemlerin ilk bölümünü dillendiren ve tamamına inanan azımsanmayacak bir kesim var bu ülkede,

     Bu içi boş söylemlerin ne kadar gerçekten uzak olduğunu insanlara anlatmak için, sadece biraz geçmişe gitmek gerekir. 28 Ekim 1923 tarihine gidersek Hilafet döneminin Osmanlı devletine bakmak yeterli olacaktır.

28 Ekim 1923 yani Cumhuriyetin ilanından sadece 1 gün önce Osmanlı Devletinin bası istatistiklerine bakalım.

  • O dönem ülke nüfusu yaklaşık 13 milyon
  • Şehirde yaşayan nüfus 2 milyon köyde yaşayan nüfus 11 milyon
  • 1 tane üniversite var medreseden bozma
  • Ülkede ki doktor sayısı 337
  • Hemşire ebe sayısı 434
  • Verem tifo frengi ve sıtma hastalıkları nüfusun yarısını sarmış
  • Otomobil sayısı 160
  • Diş hekimi YOK
  • Şirket sayısı 256 ama bu şirketlerin 238 tanesi yabancı sermaye
  • 10 kişiden fazla işçi çalıştıran firma sayısı 290
  • Traktör YOK
  • Biçerdöver YOK
  • Kişi başına düşen milli gelir 45 Dolar
  • Osmanlı Alfabesine göre Okur Yazar sayısı erkekler de %10 kadınlarda %0,1, yani 10 erkekten 1 kişi bin kadından 1 kişi
  • Kadının seçme hakkı, seçilme hakkı, boşanma hakkı, miras hakkı yok.
  • Yeni doğan her 4 çocuktan biri, Doğum yapan her 8 kadından biri doğumda ölüyor

 Ve bu liste böyle uzayıp gidiyor.

     Yani ne gerek vardı Cumhuriyete, işte böyle mutlu mesut yaşıyorduk.

Ayyaş ve arkadaşları geldi, Kadına seçme seçilme, boşanma, miras hakkı getirdi.

Farsça, Arapça ve Türkçeden bozma Osmanlıca dilinin yerine Türkçeyi getirdi,

Traktör ve Biçerdöver getirdi, Sanayiyi teşvik etti, Köy enstitülerini kurdu, eğitim dedi, Ticaret dedi, Bağımsızlık dedi, Saltanat yerine halkın kendi kendisini yönetmesi dedi, Adalet dedi, Hürriyet dedi. Olacak işmi bu şimdi…

     Halk, Mensubu olduğu dinin ne dediğini anlasın diye Kutsal Kitabı anladığı dile çevirtti,

     Savaştan çıkmış, parası yok gücü yok bir devleti Cumhuriyet sistemine geçirerek Bize bu zulmü etti. Ne gereği vardı Cumhuriyete…

     30 Ekim 1923, Atatürk’ün İnönü’ye yazdığı mektubun son paragrafıyla Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun.

     Sevgili İsmet Paşam. Bunca olumsuzluğa rağmen yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız.

Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim.

Allah yardımcımız olsun!”

                                                                      

                                                                                 

                                                                                                                                     ilhanbaran1335@gmail.com

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.