ABDÜLHAMİT SİYASETİNİN GÜNÜMÜZ UYGULAMALARI

Ayhan Saltan

Ayhan Saltan

  • 18 Temmuz 2019, 12:07
Kendi devrinde dünya siyasetinde ki gelişmelerin de tesiriyle en çok eleştiri alan lider olma ünvanı
Abdülhamit’e verilmeli.
Necip Fazıl ile Ahmet Arvasi’nin yeniden keşfi ile sultan rouge ( kızıl sultan ) olmaktan çıkarılıp siyaset
dehası evliya sultan kisvesine büründürülen Abdülhamit neticede İslamcıların keşfine açılmış ve
onların rol modeli olmuş bir liderdir.
Aslında o kesimden Mehmet Akif’in de Sait Nursi’nin de ağır ihamlarına maruz kalan Abdülhamit’in
çağdaşı olmayan siyasal İslamcılarla kısmen dindar olan ülkücülerin kahramanlığına soyundurulması
yaklaşık elli yıllık bir hikayedir.
Hikayenin temel argümanı da “hemen her muktedir ülkede o ülkenin huzurunu bozacak tedhiş
hareketlerine varan casusluk operasyonları ile diğer hükümetler nezdinde standardın dışında ilişkiler
kurarak onları kararsız hale getirip kendi görüşlerini dayatmak üzerine bir politika uygulamak”.
Şuuraltı müktesebatı olarak hemen tüm İslamcılar, bu noktada yazılan yazılardan etkilenir ve
“kahramanlarının” uyguladığı politikalarda tam başarılı olacakken İttihatçılar, Jön Türkler ve onlar gibi
modernistler tarafından yerli Siyonist Yahudilerin de katkısıyla padişahlıktan alındığına amentü
ederler.
Aslında İslamcılar tarafından ifade edilen milliyetçilik düşmanlığının altında da bu anlayış yatar.
Tam ümmet bir araya gelecekken bu “hainler”, sonrasında da İstiklal Harbi zaferi neticesi kendisi de
bir İttihatçı olan Mustafa Kemal “ihanet ederek emperyal iddialarımızı yıkmıştır” genel kabulü bu
günkü Siyasal İslamın iktidar mantığının temelini oluşturur.
Aynen Abdülhamit gibi pargmatik siyasetin yeniden dirilişi getireceğine olan inanç kırk telde
cambazlığı meşru kılar.
Ama bu hikayenin temeli bir ütopya olduğundan bu gün oynanan Abdülhamit oyunları o günden daha
güçlü olan yedi düvele fena toslamış ve çıkmaza girmiştir.
Hele ki var olduğu günden bu yana bize kafa tutan zaman zaman galip gelen Allah’ın hikmetiyle bir
türlü emellerini gerçekleştiremeyecek belalara düçar olan Rusya ile oyun kurmak hayli zor bir
stratejiyi gerekli kılar.
Çünkü adamlar bizden oldukça güçlü.
Oysa bu tehlikeyi iyi keşfeden Mustafa Kemal’in stratejilerine devam edilseydi her şartta gücümüzün
yettiği ve istediğimiz zaman tokadı çakabileceğimiz komşularımız bize yeter de artardı.
Ama İslam ümmeti ve hilafet arzusunun getireceği umulan İslam İttihadı beklentisi biz buralara kadar
getirdi.
S 400, SU57 resti, parasını verdiğimiz F 35 lerden olmak , AB’nin Akdeniz doğalgazına Rumlar
üzerinden rest çekmesi, en çok ihracatımızın yani ticaretimizin olduğu batının bize salladığı ambargo
sopası ,Suriye Kürdistanı gibi belaları umarım Abdülhamit dehası ile aşabiliriz.
Yoksa Kürt kardeşler kusura bakmasın Fıratın doğusuna girmemiz an meselesi.
Sonumuz hayr olsun.
Bu haber ilgini çekebilir ->  2. Bozalan İncir Festivali başlıyor
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ